BİR MİLLET CİHADI TERK EDERSE ZELİL OLUR, FİLİSTİN’İ KURTARMAK İÇİN CİHAD ETMEK MISIR HALKINA FARZ-I AYN’DIR

Buyur, bir avuç toprak al, ordunu getir ve savaş, bana becerikliliğini göster. Oysa, harbe girmek için karar almak detaylı bir incelemeyi gerektirir. Çünkü, böyle bir karar almak pek zordur. Harbi ilan etmek için hiç bir lider tek başına karar alamaz. Halkıyla dayanışma sağlamalıdır.”

Bu sözler, Yemen yöneticilerinden olan Ali Abdullah Salih’in şu sözlerine cevap veren Mısır başkanı Hüsnü Mübarek’e aittir. “İsrail’le ilişkileri normalleştirme konusuna son vermek, Arap zirvesi yapmaktan daha etkilidir.”

Yemen yöneticisi bu sözlerle Mısır başkanını zor duruma düşürürken şunu demek istedi: “İbrani (yahudi) devletle karşılaşmak için sınırında bulunan bir toprak parçasıdır

Ey Mısır’daki Müslümanlar!..

Yemen yöneticisinin siyasi manevrasının olduğunu idrak etmenize rağmen Mübarek’in buna cevabı bir devlet adamının ağzından çıkacak sözler midir?

Böyle bir tutumu takınırken böylesine düşüklük ve zavallılık göstermek, müslümanların nefislerinde zillet ve yenilgi ruhunu pekiştirmek kimin hesabına olur?! H. Mübarek’in bu demeçleri, Ortadoğu’da Amerika’nın planlarını yürürlüğe koymak ve çıkarlarını gerçekleştirmek için Amerika hesabına çalıştığını ve ona ajanlık yaptığını göstermektedir.

Bu münasebetle akla şu soru gelmektedir: H. Mübarek 2. körfez savaşında Irak’a karşı Amerika’ya katılırken, Amerika’nın körfezde varlığının gerçeğini örtbas ederken ve Amerika’nın dünyanın en zengin petrol rezervlerine sahip olan bu bölgeye imkan verirken neden “akılcılık” diye adlandırdığı hikmeti göstermedi?! İki müslüman kılıçlarıyla birbirlerine karşı gelmelerinin haram olduğuna dair hükmün bulunmasıyla beraber körfezde müslümanlara karşı savaşmak için Mısır gençlerini gönderirken bunu kendi halkına mı danıştı? Körfez savaşında Mısır’dan gelen Müslüman askerler oradaki kardeşlerine karşı silahlarını çevirirken ve Amerikan askerlerini korumak için onları etten birer beşeri kalkan olarak kullanılırken H. Mübarek neden harp ve savaşın musibetlerini düşünmedi? Amerikan planlarını uygulamak için Körfez’e ulaşmak üzere giden Mısır askerî birlikleri nasıl bütün araçları ve gereçleriyle o çölde binlerce mil katedebildi? Halbuki, yahudilerin varlığı ile Mısır arasında yalnızca teller vardır. Ayrıca silahsız Sina bölgesi vardır ki; bunun üzerinde H. Mübarek’in otoritesi varsa bunu göstersin. Bu konuda ona meydan okuyoruz. Aynı zamanda Yemen yöneticisi A. Salih gibi savaşmayı iddia eden kimselere müsaade etsin ve orada savaşmak için onlara yer versin.

Filistin müslümanları sipersiz, çıplak göğüsleriyle ve yalnız müslümanların tanıdıkları cesaretleriyle yahudilerin füzelerine ve kurşunlarına karşı gelirken, yahudi varlığının başbakanı Barak, kendisini Şerm-ı Şeyh toplantısına çağıran H. Mübarek’e icabet etmeyerek onu alçalttı. Oysa, H. Mübarek ve onun informasyon araçları daha önce yahudilerin seçimlerinde Barak’ı hep övüyorlar, hoş karşılıyorlar ve barış güvercini olarak niteliyorlardı. Bu yahudi varlığın o kadar insan kıyımı ve katliâmlar yapmasına, inatçılığına ve kimseye aldırış etmemesine, H. Mübarek ve diğer Arap ve müslüman memleketlerinin yöneticilerini horlamasına rağmen arap bölgesinde İslâm memleketleri arasında en büyük ordusuna sahip olan, en büyük arap devleti durumunda olan ve yeryüzünde Allah’ın kalkanı olarak sayılan Mısır yahudi varlığıyla kurduğu ilişkileri kesmeye, barışı gerçekleştirdiği iddia edilen anlaşmaları ilga etmeye ve bu yahudi düşmana karşı savaş ilan etmeye cesaret edemiyor.!!

Müslümanların kalplerinde ümitsizliği, zaaflığı ve pasifliği yerleştirmek için çizdikleriplanı tamamlamak için yahudilerin bölgesinde bulunan Mısır büyükelçisi Muhammed Besyoni şöyle açıklıyor: “Eğer Arap Zirvesi büyükelçileri İsrail’den çekmek için talepte bulunursa Mısır İsrail’den büyükelçisini çekmeye hazırdır.” Bunlar nasıl siyasetçiler ve ne biçim siyaset yapıyorlar ki; bir arap zirvesi yapmadan büyükelçilerini çekemiyorlar. Eğer arap zirvesi bu talepte bulunursa şöyle diyecekler: bu Mısır’ın içişlerine ve siyasetine karışmaktır. Bu ay içerisinde yapılacak arap zirvesi bize Körfez savaşı esnasında yapılan arap zirvesini hatırlattı. H. Mübarek, o zirveyi en kısa zamanda topladığı için rekor kırmıştı ve ilk defa çoğunluğu sağlayan Körfez’e Mısır birliklerini göndermişti. Bu şekilde Arap Birliği’nin misakını bozmuştu. Esasta bu misak kararları çoğunlukla değil, tam oybirliğiyle alınır diye temel fikirler içerir bütün bu hareket, Körfez’e doğru yürüyen Amerikan güçlerini örtmek içindi.

Bu ayda yapılacak olan Arap Zirvesi askerî seçeneğe dönmek ve yahudilerin varlığın kökünden sökmek üzere cihad ilân etmek için değildir. Yine bu, arap devletlerinin yahudi varlığıyla yaptıkları anlaşmaları ilga etmek ve onunla kurdukları normal ilişkileri kesmek için değildir. Daha doğrusu, bu zirve intifada için kürtaj yapmak, bunun meyvesini koparıp çalmak ve Amerikan-yahudi planları hesabına bu meseleye son vermek maksadıyla görüşmelere dönmek içindir. Nitekim, bu görüşmelere Hüsnü Mübarek, Yaser Arafat ve diğer yöneticilerdir.

Ey müslümanlar, Ey Allah’ın Kalkanı Olan Memleketin Ahalisi!..

Biliniz ki; bugün Filistin’i yahudi pisliğinden kurtarmak için, Allah (cc) size cihadı farz kıldı. Tamamen kafirlerden Çeçenistan ve Endülüs’ü kurtarmak için size ve bütün müslümanlara bu farzı kıldığı gibi. Zira cihad kıyamet gününe kadar geçerlidir ve hiç bir adaletli yönetici kendi adaletiyle onu durduramaz ve hiçbir zalim zulmüyle de onu durduramaz. Ve biliniz ki; kâfirler bir memleketi gasp ederlerse bu memleketin ahalisine önce cihad farzdır, bunlarla yeterlilik gelmezse kendilerine en yakın Müslümanlara bu farzdır. Bunlar da kafi gelmezse kendilerine diğer yakın müslümanlara bu farzdır. Bu şekilde devam eder ki bütün müslümanlara bu cihad farz oluncaya kadar.

Cihad ise, kâfirlerin planlarını uygulatmak, bunların varlıklarının devamını sağlamak ve varlıklarını meşru kılmak için sınırlı bir savaşa girmek değildir. Ancak; tüm İslâm memleketlerini geri almak için bütün kâfirlerle savaşmaktır. Hem de Filistin’in gasb ve ahalisinine esir hükmünde olduklarını biliyorsunuz. Öyle ki; Filistin’i ve ahalisini esirlikten kurtarmanın farzı, birinci derecede biz Mısır müslüman halkı üzerine düşüyor. Zira, biz yahudilere karşı bulunan cephede yer almaktayız.

Ve iyi biliniz ki; Filistin’i gasbeden yahudi varlığı ile barış yapmak kesinlikle haramdır. Fetvacılar fetva verseler, münafıklar bunun için düdük ve davul çalsalar yine de yahudi varlığı ile sulh yapmak hükmü haram kalır, değişmez. Biliniz ki; bunun günahı yalnız yöneticiler üzerine değil eğer siz susarsanız ve rıza gösterirseniz onlar ve siz üstlenirsiniz. Bu yöneticlerin Allah’ın kıldığı haramları bozmalarının günahı ve başta Allah’ın indirdikleriyle hükmetmemelerinin günahı ve cihadı durdurmalarının günahını onlarla beraber siz üstlenirsiniz. Bu yöneticilerin müslümanların İslâmî bakışı terk edip Batılı Amerikan bakışı açısından bakmalarının günahını da üstlenirsiniz. Yine de İslâm memleketlerini bölüp aralarına sınırı çizen Lozan anlaşmasında kabul edilen Sayx-Piro’nun hudutlarını yerleştiren düşük milliyetçi bakış veya alçak vatancı veya millî bakış açısından müslümanların sorunlarına bakmanız ve İslâm ümmetini ve memleketlerini bölmeyi kabul etmeniz büyük haramdır. Müslümanların arasında milliyetçi, vatancı veya milli bakışlarına dayalı bağların bulunmasını Resulullah u yasaklamıştır. Şöyle buyurmuştur: “Bunu (milliyetçiliği) terk edin, çünkü, o leş kokusuna sahiptir.” Allah'u teala şöyle buyurmuştur: ”Mü’minler ancak kardeştirler” (Hucurat-10) Reslullah (sas) şöyle buyurdu:”müslüman diğer müslümanın kardeşidir, onu (düşmanlara) teslim etmez ve rezil etmez.” Öyleyse, müslümanlar arasında bağ yalnız İslâm temeline göre gerçekleşir. Bu yöneticilerin ellerini, işlediklerinden kaldırmanın, ma’rufu emretmemenin ve münkeri nehyetmemenin günahını üstlenirsiniz. Ya bu yöneticileri düşürmek ve Hilâfet Devleti olan İslâm devletini kurmanın mesuliyetini taşırsınız yada bunun yapılmamasının günahını üstlenirsiniz Resulullah (sas)şöyle buyurdu: “Canımım elinde tutana yemin ederim ki; marufu emredeceksiniz ve münkeri nehyedeceksiniz, zalimin elini (zulümden) kaldıracaksınız ve onu hak üzerinde durduracaksınız yoksa Allah kalplerinizi birbirine vurduracak ve onları (zalim yöneticileri) lanetlediği gibi sizi de lanetleyecektir.”

Ey Mısır Halkı!..

Sizi gerçek izzete çağırıyoruz, nitekim Alllah’u teala şöyle buyurdu:

”İzzet ancak Allah’a, Resulüne ve mü’minlere aittir. Fakat, münafıklar bunu bilmezler.” (Münafıkun-8)

Buna göre, vatancılık, milliyetçilik, zaaflık, boyun eğme ve zillete olan çağrılar sizi kandırmasın. Allah’ın şu sözünü düşünün:”Eğer mü’min iseniz siz yüksek olduğunuz halde zaaflık göstermeyin ve üzülmeyin.” (Al-i İmran-139)

Eğer Amerika hesabına komisyonculuk yapan H. Mübarek, yahudilerle cihad etmeyi reddediyorsa ve güçsüzlüğü bahane olarak gösteriyorsa o ve onun benzeri olan müslümanların yöneticileri, yönetimlerden insinler, yönetimi samimi Müslümanlara bıraksınlar. Bunun yanı sıra, bu yöneticiler yahudilerin varlığını yerleştirmek, Müslümanların kalplerinde zaaflık, zillet ve dünya sevgisini aşılamak için çalışıyorlar. Halbuki, yahudiler savaş ehli değillerdir. Allah’u teala şöyle buyurmaktadır: Hayata en fazla hırs gösteren insanların yahudiler ve müşrikler olduğunu görürsün.” (Bakara-96)

Ey müslümanlar!..

Sizi cihada çağırıyoruz kafirleri dost edinen, küfür kanunlarını uygulayan ve cihadı engelleyen her yöneticiyi yolunuzdankaldırıp atın.

“Eğer vazgeçerseniz Allah sizi başka insanlarla değiştirir ve onlar sizin gibi olmazlar.” (Mmuhammed 38)

Hizb-ut Tahrir                  H-14 Recep 1421
Mısır Vilayeti                  M-11 Ekim 2000