|
Davha’da Yapılan İslam
Zirvesi Konferansına Hizb-ut Tahrirden Açık mektup
Ey yöneticiler!..
İslam dünyasının her
yerinde var olan İslam ümmetinin, siyasi durumunun hızla
gerileme, kargaşa ve düşüklüğün hat safhaya çıktığını
müşahede etmektisiniz. Başta Amerika olmak üzere Batı
devletleri, bu ümmetin hali ve geleceği hakkında karar
almaktadır. Aynı zamanda bu sömürgeci devletler kendi çıkarları
doğrultusunda ümmetin işlerini gütmektedir. Ümmetin
içine düştüğü vahim vaziyet öyle bir dereceye ulaştıki,
her samimi müslümanın kalbini geçmişe olan hasret ile parçalatır
ve nefsini tiksinti ve nefretle doldurur hale gelmiştir. Buna
rağmen, diğer halklar ve ümmetlerle olan problemlerimizi,
hatta kendi aramızdaki müşkilleri dahi çözmek için,
ümmete en şiddetli olayları yapan bu düşman devletlere
başvurduğunuzu görüyoruz. Ümmetin geleceği ve çocukları
için karar almak ve sorunları çözmek ile ilgili herhangi
bir yol veya delil yokmuş gibi, bu hayati olan sorunları
devletlerarası kanuna göre çözmek için BM’lerin
lojelerine bırakarak ümmet karşısındaki mesuliyetten
aceba nasıl kurtulursunuz?!
Zira, bu kafir
devletlerarası kuruluşlar, BM’lere bağlı güvenlik
konseyi, umumi komisyon, adalet divanı ve benzer dallarının
tümü kafir büyük devletlerin egemenliği altında
olduklarını, ayrıca bunların ancak kendi çıkarlarına göre
kararlar aldıklarını biliyorsunuz. Müslüman olarak bu
kafir örgütlerden veya muhakeme olunduğunuz tağuttan
herhangi bir insaf veya adalet beklemiyoruz. Bundan dolayı,
size düşen görev ve vacib olan iş; bu kuruluşlardan
ayrılmanız, tağut nizamlarına göre bizim sorunlarımızı
çözmekten vazgeçmeniz ve Allah’ın kitabına ve Resulünün
sünnetine dönmenizdir. Allahu Teala şöyle buyurdu;
“Yoksa onlar (İslâm
öncesi) cahiliye idaresini mi arıyorlar? iyi anlayan bir
topluma göre, hükümranlığı Allah'tan daha güzel kim
vardır?” (Maide 50)
Resulullah (sav) ise şöyle
buyurdu; "Size iki şey bırakıyorum. Bunlara
uyduğunuz müddetce asla sapıtmayacaksınız: Allah'ın
Kitab'ı ve Resûlünün sünneti". ( Muvatta,
Kader 3)
Sizler kafir batıya yalnız
bağlı kalmakla yetinmediniz, bu kafirlerle beraber müslümanların
ölüm kalım meselesine karşı da entrika çevirmektesiniz.
Müslümanları tek halife
arkasında ve tek sancak altında toplayan Raşidi Hilafetin
kurulmasını engellemek için son çabanızı
sarfetmektesiniz. Bu nedenle, dava adamlarını tutukluyor,
hapse atıyor, her yerde sıkıştırıyor ve hatta idam
ediyorsunuz. Müslümanları dinlerinden uzaklaştırmak ve
memleketlerine küfür mefhumlarını sokmak için saptırma
ve gerçekleri örtmeyi bir yol olarak benimsediniz. Aklınızı
başınıza almaya ve doğru yola gelmeye yanaşmadınız,
daha ziyade sapıklığınıza devam etmektesiniz ve İslam
memleketlerinin kalbinde yahudilerin varlığını
yerleştirmek için kafir devletlerle işbirliği içindesiniz.
Ümmet sizin bu hainliğinizi, kafir devletlerle
yaptığınız işbirliğinizi, ve onların hesabına
yaptığınız ajanlığınızı farketmiştir. Bu yahudi
varlığı ilk kurulduğu günden bugüne kadar onu yerleştirmek
tesis etmek ve korumak için sizden önceki yöneticilerin
yaptıkları ve sizin hala yaptığınız kötü işleri,
manevraları ve oyunları anladı. Bu varlığın var
olmasından önce ve sonra olan çirkin ilişkilerinizi tam
şekilde idrak etti. Sizler enformasyon yayın araçlarınızla,
nesillerin temiz tabiatını bozan ve zehirleyen sinsi eğitim
ve öğretim programlarınızla ümmeti saptırmak ve de cahil
duruma düşürmek için çalışmaktasınız. Buna rağmen
ümmet size karşı uyandı ve size açık şekilde diyoruz
ki; Bu yahudi varlığını kucaklamak, gizliden ve açıktan
onları desteklemek, ümmete onu kabul ettirmek ve onunla
beraber yaşamak için nasıl bir teşebbüste bulunursanız
bulunun, bütün bu teşebbüsler suya düşecek sizlerde
Allah’ın, Resulünün ve mü’minlerin önünde hüsrana uğrayacak
ve alçak duruma düşeceksiniz. Aynı zamanda’da eşyanın
tabiatını asla değiştiremeyeceksiniz, yani yahudilerin
İslama ve müslümanlara karşı olan düşmanlığı köklüdür
ve kalplerinden hiç çıkmayacaktır. Allahu Teala şöyle
buyurdu; “İnsanlar içerisinde iman edenlere düşmanlık
bakımından en şiddetli olarak yahudiler ile, şirk
koşanları bulacaksın.” (Maide 82)
“Dinlerine
uymadıkça yahudiler de hıristiyanlar da asla senden razı
olmayacaklardır.” (Bakara 120)
Buna göre, önünüzde iki
seçenek vardır. Birinci seçeneğiniz; kafirleri destekleyip
onların hesabına çalışma ve münafıklık haliniz ki;
üzerinde devam ederseniz, o zaman Ümmetin intikamına ve
Allah’ın gazabına uğrayacaksınız. Zira, Allahu Teala şöyle
buyurdu;
“Kim onları
dost edinirse onlardan olur.” (Maide 51)
İkinci seçenek ise, İslam’a
dönersiniz ve ümmet tarafına çekilirsiniz; O zaman Allah’ın
rızasını ve ümmetin sevgisini kazanırsınız.
Kırk gününü dolduran
Aksa İntifadasının havası içerisinde bir tesadüf olarak
sizin konferans yapılıyor. Aynı anda, kanların dökülmesini
görüyorsunuz, çocukların, dulların ve yaşlıların
bağırışlarını hergün ve her saatte duyuyorsunuz, fakat
bu sesler kulaklarınıza girmesine rağmen bir kadın için
Rumlara büyük orduyu gönderen Halife Mutasım’in
yaptığı şekilde meseleye yanaşmadınız. Sanki Filistin
ve onun ahalisi sizi ilgilendirmiyor, ve onlar başka
gezegenden geldiler de siz bu hallere seyirci kalıyorsunuz.
Peşinen bunu bilin ki, ümmet kendisini düşmanlara bir yem
olarak bıraktığınız ve orduları yalnız sizin
tasallutlarınızı korumak amacıyla kışlalarına
sıkıştırdığınız ve bu orduların saldıran kafirlere
karşı çıkmalarını engellediğiniz için sizi
affetmeyecektir. Ümmetin asgari isteğinin cihad olduğunu
bilin. Nitekim, kusurlarınızı örtmek için kullandığınız
kınama ifadelerini kabul etmediği gibi bu ifadeleri alçaklığın
ve rezilliğin işareti olarak görür ve düşmanı da
saldırıya teşvik ettirir. Bu ifadeler artık sakız gibi
çok defa çiğnendi, akıllı kimse bunları reddeder ve
nefis ondan nefret eder.
Belki, küfrün başı olan
Amerika, sizin periyodik konferanslarınızdan biri olan
konferans münasebetiyle, daha doğrusu 21/10/2000’de Kahire’de
yapılan Arap koferansında toplanan yöneticilere Filistinle
ilgili bir takım direktifleri size de göndermiş olmalı.
Tabi’i olarak o konferansta Arap yöneticiler, Amerikanın
emirlerine muhalefet etmedikleri gibi Amerikayı memnun
ettiler. Amerikanın kendilerine gönderdiği emirlerden biri
Filistine ve ahalisine karşı mesuliyetten vazgeçmektir;
bundan vazgeçtiklerini zaten ilan ettiler. Böylece İslam
ümmetinin duygularına meydan okudular ve Amerika’nın
rızasını kazandılar ve yahudilerin çıkarlarını temin
ettiler. Amerika Filistin’de “Nihai çözüm”
adı altında bu çözümü onaylamanızı istedi. Çünkü, 2
nolu Camp David konferansının akabinde Amerika sizinle “Nihai
Çözüm” hakkında görüşmeler yaptı. Nitekim,
bu çözüm, Filistin’i, halkı, Küdüs’ü ve kutsal
yerleri devletlerarası kanunları uygulama çağrısı adı
altında yahudilere ve hıristiyanlara ait kılacaktır.
Yöneticiler!.. Ümmetin
kızgınlığından, Amerika’ya ve diğer kafir batı
devletlerine boyun eğmenizden, korkak yahudiler önünde diz
çökmenizden, çirkin Amerikan siyaseti arkasında bu alçak,
zilletli ve dilini salmış köpeklerin koşuşu gibi
koşmanızdan sizi sakındırıyoruz. Müslümanların kafir düşmanı
lehine otoritelerinden ve egemenliklerinden vazgeçmeleri
ümmeti helaka düşürdü ve onun müşkillerinin
çözümünü kompleks hale getirdi, kurtuluş ve azad olunma
külfetlerini kat kat artırdı.
Bugün, İslam ümmetinin
halkları İslamla muhakeme olunmaya büyük şevk ve istekle
bakmaya başladı. Yönetici olarak size güvenini yitirdi.
Çünkü kafirlerin İslam'a ümmeti üzerine egemen olmaları
için imkan sağladınız, ümmeti zelilleştirmeye çalışıyorsunuz,
samimi çocuklarını kovuşturuyorsunuz, temizliyorsunuz ve
bir kısmını hapislerinize atıyorsunuz. Sizin batıya
bağlılığınızı ve samimiyetinizi gösterdiğinizi,
yahudilere yalvarmanızı ve bunların çıkarlarını gerçekleştirmek
için çalışmanızı gördü. Artık, ümmet “La
ilahe illallah Muhammeden rasulullah” sancağı
altında kendi vahdetini düşünmeye ve Allahın izniyle en
yakın zamanda “Raşidi hilafet”
ışığının parlamasını beklemeye başladı. Siz bunun
gerçekleşmesi yolunda ne kadar engeller ve taşlar
koyarsanız koyun bunun gerçekleşmesini
engelleyemeyeceksiniz ve ümmet bunun yerine başka hiç bir
şey kabul etmeyecektir. Hilafet aleyhine Batı Kafirlerinin,
ajanlarının ve onlar hesabına ücretle çalışan münafıkların
çalışmalarına rağmen müslümanlar nezdinde Hilafet
büyük bir arzu haline geldi. Ümmet dünyaya liderlik etmek
, ona risaletini taşımak ve onu çirkin kapitalist
sisteminin sömürgeciliğinden kurtarmak için eski evrensel
rolünü tekrar üstlenmeye doğru hareket etmeye başladı.
Ey konferansa katılanlar!..
“İslam konferansı
örgütü” adı
altında toplandınız. Fakat, Hilafeti tekrar kurmak ve Allah’ın
indirdiğiyle hükmetmek ve tek bir devlet içerisinde
Müslümanları birleştirmeyi kapsayan ümmetin ölüm-kalım
meselesini gündeme getirmeyi hiç düşünmediniz mi? Halbuki
sizin sayınız elli devletten fazladır. Fakat düşmanlarınız
nezdinde hiç bir heybete sahip değilsiniz. Çünkü,
Rabbinizin şeriatını uygulamayı reddettiniz ve düşmanlarınızın
kanunlarını uygulamaya başladınız ve Allah’ın size
farz olarak kıldığı cihadtan vazgeçtiniz ve onun dışından
başka yerden izzet aramaya başladınız.
“Müminleri bırakıp
da kafirleri dost edinenler, onların yanında izzet (güç ve
şeref) mi arıyorlar? Bilsinler ki bütün izzet yalnızca
Allah'a aittir.” (Nisa 139)
“Kim izzet ve şeref
istiyor idiyse, bilsin ki, izzet ve şerefin hepsi
Allah'ındır.” (Fatır 10
“Halbuki asıl
üstünlük, ancak Allah'ın, Peygamberinin ve müminlerindir.
Fakat münafıklar bunu bilmezler.”
(Munafıkun 8)
Ey müslümanlar!..
Yöneticilerinizin çokluğu
sizi aldatmasın, bunların çokluğu bölünmenin ve
parçalamanın başlığı olduğu gibi halklarınız
arasında çekişmeyi ve husumeti artıran bir unsurdur. Yeni
bir yönetici eklendikce zaaflar artar. Aynı anda, sizi
İslam’la yönetmiyorlar, efendileri olan düşmanlarnızın
sevgisini kazanmak uğrunda sizi alçaltmak ve zelilleştirmek
için çalışıyorlar. Bu zalim yöneticilere dayanmayın
çünkü sizi cehennem ateşine attırırlar.
“Zulmedenlere
meyletmeyin; sonra size ateş dokunur (cehennemde
yanarsınız). Sizin Allah'tan başka dostlarınız yoktur.
Sonra (O'ndan da) yardım göremezsiniz!”
(Hud 113)
Bu yöneticiler, orduları
kelepçelediler, onun hareketini engellediler, müslümanları,
kutsal yerleri ve hürmetli yerleri ve memleketleri savunarak
Allahın uğrunda cihad ederek ve Allahın sözünü
yükseltmek üzzere savaşarak askerlerin olmalarını mahrum
kıldılar.
Müslümanların meydana
getirmeleri vacip kılnan meşru yönetici, Allah’ın
kitabı ve Resulünün sünneti üzerine şer’i biatla biat
edilecek Halifedir. Bu ancak, tek olmalıdır. Resulullah
(sav) şöyle buyurdu: “İki halifeye
biat edilirse ikincisini öldürün” (Müslim)
Ama bugünkü
yöneticileriniz, onlar için sizin boyunlarınızda biat
yoktur, onlara biat verilmez. Sizin üzerinize onlar için
itaat hakkı yoktur ve onlardan kurtulmanız gereklidir.
“İşte bu
kendisiyle uyarılsınlar, iyice düşünüp öğüt alsınlar
diye insanlara bir bildiridir.” “(İbrahim
52)
Hizb-ut
Tahrir H.
15. Şaban 1421
M. 12/11/2000
|