MÜSLÜMANLAR YAHUDİLERİ DOST EDİNMESİNLER

21/01/2000 günü Müslümanlar, Taşkent’teki birçok mescitte Cuma namazına yönelik garip bir olaya şahit oldular. Aynı gün adı geçen camilerin çevresindeki caddelerin milis güçleriyle (polisle) dolup taşmıştı. Cuma namazı boyunca birçok İslâm davetçisi, başkana ve Özbekistan halkına karşı, işledikleri suçlardan dolayı kendilerini bağışlamasını istiyorlardı. Bu olaydan iki gün sonra 23/01/2000 günü Özbekistan radyosu adı geçen olay hakkındaki özel bir haberi ve Koşa camii imamının, -aynı zamanda da Taşkent İslâm Üniversitesi Rektörü olan- (Rahmetullah diye çağrılır) okuduğu Cuma hutbesini yayınladı. Hutbenin konusu –Rahmetullah’ın- iddia ettiği gibi Hizbü’t Tahrir tarafından yayınlanan yazı üzerinde yoğunlaşıyordu. Bu adamın iddiasına göre bu beyanların içeriğinde İslâm’dan herhangi bir parça bulunmadığı gibi bunlar, iftiradan öte geçmeyen, anlamsız ve hayali şeylerle dolu kağıtlardı. Bu adam, Yahudi Kerimov’un tıpkı Rasulullah (SAV) gibi yumuşak kalpli ve iyiliksever birisi olduğunu söyleyerek ona karşı birçok methiyeler düzüyordu. Taşkent’teki Kokaldoş camii birinci imamı Enver Torsonov tarafından da benzeri içerikli bir hutbe okundu.

Yukarıda anlatmış olduğumuz olayın gerçeğini açıklamadan önce bu iki hatip tarafından ortaya atılan çirkin ve alçak iddialar hakkında özet olarak bir şeyler söylemek istiyoruz ki böylece uyanık ve samimi Müslümanların gerçek durumları hakkında yeterli derecede bir netlik oluşsun.

Çok iyi bir şekilde biliniyor ki Hizbü’t Tahrir, İslâmi hayatı yeniden başlatmayı hedefleyen İslâm akidesi üzere kurulu fikri siyasi bir partidir. Parti, bu yolda karşılaştığı her meseleyi Rasul (SAV)’in metoduna tabi olarak Kitap ve sünnete bağlı kalarak çözer Parti, hiçbir şekilde şiddet eylemine veya maddi eylemlere kalkışmamıştır. Hareketlerini ve amellerini siyasi ve fikri alanda yoğunlaştırmıştır. Sonra parti, söylediklerinin tamamını delillerle ispat ederek yöneticilerin ümmet üzerindeki entrikalarını yayınlarında ortaya koymaktadır. İnsanları İslâm’a ve hükümlerine bağlanmaya çağırmaktadır.

Bu açıklamalara binaen bize açıkça cevap vermeniz için sizlere sesleniyoruz ey hatipler! Demokrasinin küfür nizamı olduğu, cumhuriyet sisteminin İslâm’a muhalif olduğu, Yahudilerin Allah’ın, Rasülünün ve Müslümanların düşmanı olmaları gibi; Hizbü’t Tahrir’in yayınlarında ortaya koyduğu fikirler, İslâm dışı fikirler midir? Kerimov’un Yahudi kafiri olduğu, Müslümanları öldürdüğü, binlerce Müslümanı tutukladığı, Müslüman kadınların şer’î elbise giymelerini yasakladığı, insanlara yalan söylediği, mallarını yağmaladığı ve saçıp savurduğu doğru değil mi?

Müslümanları bir araya toplayarak tekrar onları hayırlı ümmet haline getirecek olan Hilafet Devleti’nin yeniden kurularak Müslümanların bu baskıdan ve zulümden kurtarılmaları düşüncesi, anlamsız, hayali ve değersiz düşünceler midir? Sonra İslâm’ın tatbik edilmesine karşı çıkan ve inkar eden bir yönetici kafir midir değil midir?

Eğer yapabiliyorsanız, bize açıkça cevap verin. Yoksa gerçekten hak sözü söylemekten mi korkuyorsunuz?

Allah’ın evinde (mescitte) durduğunuzda batıl sözlerle oranın kutsallığına saygısızlık etmemektir üzerinize farz olan, onlardan özür dileyen, işlerinde mağlup olan o Müslümanlar, zorlama ve baskı sonucunda böyle yapmaya mecbur bırakılmadılar mı?

Ey hatipler (imamlar), geçen bir buçuk yıl boyunca hapishanelerde sürekli olarak işkence gören ama buna rağmen sebat gösteren, Allah yolunda yaptıklarından dolayı özür dilemeyi veya pişmanlığı kabul etmeyen davetçilerin durumları hakkında insanlara neden haber vermiyorsunuz?

Ey hatip! Sen ve Yahudi başkanın, Rasulullah (SAV)’in davetinden vazgeçtiklerinde davetçileri affetmekle ve yaptıklarınızla sizin için cehennem kapıları açılacaktır. Ey hatip, başkanın, cehennem ateşinden seni kesinlikle kurtaramayacaktır. Müslümanlar hilafeti kurdukları ve kıyamet günü Allah’ın huzuruna çıkarıldıkları zaman, münafıkların geleceği kesinlikle karanlık (kötü) olacaktır.

Anlattığımız bu gerçekler hakkında ne cevap vereceksiniz ey imamlar? Müslümanlar cevaplarınızı bekliyorlar. Aksi takdirde iddia ettiğiniz batıllar, açık gerçekler karşısında yok olacak ve çöpe atılacaktır. Rahmetullah isimli adam okuduğu hutbede Hizbü’t Tahrir’in, imamları, “yöneticiye tabi imamlar, yöneticilerin konumlarını meşrulaştırmak için tayin edilmiş kişiler olarak vasfettiğini” söyledi. Bu Parti’nin üyelerinin söylediği bu sözleri inkar mı ediyorsun? Yahudi’nin başkanlık ettiği bu kafir iktidara dost olduğunu inkar mı ediyorsun? Parlamento oturumlarında, kendisini himaye etmenizi ve savunmanızı hatırlatarak, “hatiplerimiz ne bekliyorlar, onların görevleri devlete olan bağlılıklarını ve sözleşmelerini gözetmek iken onlar, neye önem veriyorlar?...” diye size seslenmedi mi? Bu kafir Yahudi başkana itaat etmenizin, Kıyamet günü kesinlikle size bir faydası olmayacaktır. Aynı şekilde bugün birtakım özürler bayan etmenizin ve bahaneler ileri sürmenizin de size kesinlikle bir faydası olmayacaktır. Allah Sübhanehu şöyle buyurmaktadır:

 Dediler ki: Şüphesiz ki biz, efendilerimize ve büyüklerimize itaat ettik de onlar bizi saptırdılar.” (Ahzab: 67)

Sizler, Allah’ın ayetlerini ezberleyip de bundan hiçbir şekilde faydalanmayan bilakis geçici dünya metaı, mal, menfaat, ayrıcalık ve heva için onları satan, sonra da kafirlere dost olarak bu ayetlere hiçbir şekilde değer vermeyen hatipler, Allah (c.c) kitabında sizlerin benzerleri hakkında şöyle seslenmektedir:

Dileseydik onu bununla yükseltirdik. Fakat o; yere saplandı ve hevesine uydu. Artık onun hali; o köpeğin hali gibidir ki, üstüne varsan da dilini sarkıtıp solur, kendi haline bıraksan da dilini sarkıtıp solur. İşte ayetlerimizi yalanlayan kavmin hali böyledir. Sen kıssayı anlat, belki düşünürler.” (Araf: 176)

Şu anda adı geçen aynı olaya baktığımızda bunun, pis Kerimov tarafından tertiplendiğini görürüz. Hizbü’t Tahrir, sabit delillerle, Kerimov tarafından işlenen suçları keşfettikten/açığa çıkarttıktan sonra bunlar hakkında siyasi ve fikri tahliller yaptı. Kerimov’un İslâm’ı inkar ettiğini ve tatbik edilmesine karşı çıktığını açıkladıktın sonra bildirilerinde bu hususları insanlara bildirdi. Bu suçları açıklayarak onları İslâm’a ve hükümlerine bağlı kalmaya davet etti. Bu bildiriler ve açıklamalar, sadece Ortaasya’daki Müslümanlar tarafından değil dünyadaki tüm Müslümanlar tarafından kabul ve destek gördü.

Bunun hemen ardından Kerimov vahşi ve iğrenç vasıtalarla, bu Parti’ye karşı savaş açtı Partinin, Kerimov’un aslının Yahudi olduğunu açığa çıkardıktan sonra Kerimov bu savaşı kaybetti. Kerimov, başarısızlığının nedenin partiye, doğrudan saldırmaktan, Hizbü’t Tahrir’le siyasi ve fikri çatışmaya girmesinden kaynaklandığını tespit etti. Bunun üzerine kendi yerine bu görevi yerine getirmeleri için hatipleri ve diğer halk örgütlerini kışkırttı. Bununla da, çatışmanın Müslümanlar arasında olmasını hedefledi.

Ancak Kerimov; İslâmi hayatı yeniden başlatmak ve hayata ait işlerde İslâm’ın yeniden uygulanması için çalışan Hizbü’t Tahrir’le niçin savaşıyor? Tüm basitliğiyle bunun tek nedeni, İslâm’a ve uygulanmasına karşı şiddetli bir şekilde nefret duyuyor olmasıdır. Çünkü hayatta İslâm ile hükmedilmesi, onun ve diğer kafirlerin, Müslümanlar üzerinde hakimiyet kurmalarını ve onları yönetmelerini engelleyecektir.

Kerimov’un hedefleri ve İslâm’a karşı hazırladığı planlar, tıpkı hareket halindeki kumun üzerine kurulu bina gibi Allah’ın izniyle başarısızlıkla sonuçlanacaktır. İslâm ümmeti, Allah’ın izniyle zilletten izzete, yenilgiden zafere geçiş yapacaktır. Allah Sübhanehu şöyle buyurmaktadır:

هُوَ الَّذِي أَرْسَلَ رَسُولَهُ بِالْهُدَى وَدِينِ الْحَقِّ لِيُظْهِرَهُ عَلَى الدِّينِ كُلِّهِ وَلَوْ كَرِهَ الْمُشْرِكُونَDinini tüm dinlere üstün kılmak için Rasülünü hidayet ve hak din ile gönderen O’dur. İsterse müşrikler hoşlanmasınlar.” (Tevbe: 33)

Partinin, Kerimov’un aslen Yahudi olduğunu, İslâm’a karşı açmış olduğu savaşta Yahudi örgütlerle yardımlaştığını açıkladığı 30/12/1999 tarihli yazıdan sonra, daha önceleri Kerimov’la işbirliği yaptıklarını gizleyen Yahudiler bunu açıkça ilan eder oldular. “Devletlerarası gözlemciler” maskesi altında başkanlık seçimlerinde Yahudi Kerimov’u desteklediler. Amerikan Yahudi Örgütleri başkanı Ronald Loder ve temsilcisi Malkom Honili’nin Kerimov’a gönderdikleri ve 04/01/2000 tarihli İşunş Gazetesinde yayınlanan şu mektupta bunlara şahit olmaktayız. “Değerli başkanımız. Yeni yüzyılın Özbekistan’la Amerikan Yahudileri arasında çok çok gelişmelere şahit olacağına güveniyoruz. Geçen yıllar, Özbekistan’la dostluk ilişkilerini geliştirmenin önemini ortaya koymuştur. Başkan Boris Kandova –Amerika ve Kanada’da Buharalı Yahudi Kongresi Başkanı- ile birlikte karşılıklı olarak bu ilişkilerdeki gelişmede görülen başarı, senin bu ülkenin başkanı olmanı garantilemiştir. Yakılma olayları çerçevesinde yayılmış bulunan Yahudi topluluklarının geleneksel dostluğun ve misafirperverliğin bu başarıda çok büyük çaplı tarihi bir katkısı olmuştur. Sizin başkanlık seçimlerinizin desteklenmesine katılımda bulunacak olan misafir heyetimizi size bildirmekten sevinç duyarız. Senin döneminde Özbekistan’da başlayan gelişmelerin sürekli olması için dua ediyoruz. Aynı zamanda önünde bulunan engellerin izale edilmesi için ciddi gayretlerinde başarı sağladığın gibi seni başka başarılara götüreceğine de inanıyoruz.”

Bu mektup, İslâm’a ve Müslümanlara karşı şiddetli düşmanlık hususunda Yahudilerin aralarında yardımlaştığını açıkça ortaya koymaktadır. Allah Sübhanehu şöyle buyurmaktadır:

İman edenlere düşmanlık bakımından insanların en şiddetlisini, Yahudiler ve Allah’a ortak koşan kimseler olarak bulacaksın.(Maide: 82)

 

Ey Müslümanlar!

Kerimov’un, Müslümanlara zarar verme politikasının devam etmesi için Yahudiler bir yandan dua ederlerken diğer taraftan da Yahudilerin menfaatlarını gerçekleştirme ve çıkarlarını geliştirmeye çalıştıklarını görüyorsunuz. İşte zaman, sizin hayrınız için sizi kalkındırması için çalışmanızın ve Allah’a yönelmenizin zamandır ey Müslümanlar! Allah Sübhanehu şöyle buyurmaktadır:

 Siz, insanlar için çıkartılmış hayırlı ümmetsiniz. Marufu emreder, münkerden nehyeder ve Allah’a inanırsınız.” (Âl-i İmran: 110)

Bu kalkınma, İslâm Devleti’nin dünyanın birinci devleti olması için Allah’ın şeriatının tatbik edilmesi ve Hilafetin yeniden dönmesi ile gerçekleşecektir. Bu nedenledir ki; bu hedefi gerçekleştirmek için çalışan sahih parti ile birlikte çalışmanız üzerinize vaciptir. Bu çalışmayı yapmamanız, hedeflerini gerçekleştirmelerinde kafir Yahudilere yardımcı olmak demektir.

Rasulullah (SAV) hadisinde Müslümanları kardeşlikle ve tekbir vücud gibi olmakla nitelendirmektedir“Müslümanlar tek bir vücut gibidir. Herhangi bir organ rahatsız olduğu zaman uykusuz kalarak ve ateşi yükselerek diğerleri de rahatsız olur.”

 

Ey Müslümanlar!

Allah’ın düşmanlarının sizi fitneye düşürmelerine veya saptırmalarına imkan vermeyiniz! Bu hususta zayıf kimseler olmayınız! Allah Sübhanehu şöyle buyurmaktadır:

 Allah’ın sana indirdiğinin bir kısmından seni fitneye düşürmelerine karşı onlardan sakın.(Maide: 49)

İslâm davetinin taşınmasına ve insanların ona çağrılmasına liderlik etmekte ihlaslı kimseler olunuz! Sıratı müstakim ve hakkı mübin üzere oldukça, düşmanlarınız tarafından tertiplenen bu sıkıntılar ve fitneler, Allah’ın izniyle karanlığın ardından gelen nur/aydınlık gibi olacaktır. Büyük zafer ve Allah Sübhanehu ve Teala’dan gelen büyük bir  mükafat olacaktır.

Allah (c.c) şöyle buyurmaktadır:

 Allah sizinledir ve O, amellerinizi kesinlikle eksiltmeyecektir.” (Muhammed: 35)

 Gevşemeyin, üzüntüye kapılmayın. Eğer inanmışsanız, üstün gelecek olan sizsiniz.” (Âl-i İmran: 139)

 

Hizb-ut Tahrir                                                 H. 20 Şevval 1420

Özbekistan                                                      M. 27/01/2000