II.CAMP DAVID MÜSLÜMANLARIN BOYUNLARINA GEÇİRİLEN İHANET HALKALARINDAN BİR HALKADIR

A. Seyfulislam

Amerika’nın baskısı ve tehditleri sonuç verdi ve uzun süredir yapılması istenilen fakat her defasında İsrail tarafından geciktirilen Filistin-İsrail barış görüşmelerine 11/7/2000 de Camp David’te başlandı. II. Camp David olarak adlandırılan barış görüşmelerine Bill Clinton, Ehud Barak ve Yaser Arafat eşliğinde kapalı kapılar arkasında devam etmektedir.

İsrail, ABD’nin üzerindeki baskısını, hükümet krizi yolu ile atlatmak istedi ise de bunda başarılı olamadı. Ehud Barak’ın Amerikan desteğiyle başa geldiği ve Amerikancı bir siyaset takip ettiği biliniyordu. Fakat bütün bunlara rağmen karşısında güçlü bir muhalefetin ve halkın bulunduğu da bir gerçektir. İsrail’de önde gelen birçok parti görüşmeleri protesto ederek halkı sokağa döktü. Koalisyonda bulunan bazı partiler koalisyondan çekildiklerini açıkladılar. Yisraiel B’Aliya partisi başkanı ve İç işleri başkanlığı görevinde bulunan Şaranski koalisyondan ve görevinden çekildiğini açıklayarak başkanlık binası önünde kurulan çadırda yandaşlarıyla beraber “zirve süresince her gün burada olacağını” ifadelerini kullandı.

İsrail’e zor günler yaşatan ve Amerika’nın ısrarla üzerinde durduğu bu görüşmelerden istenilen maksat nedir? Arka planda yatan asıl neden Filistin-İsrail anlaşmazlığımıdır yoksa altında başka nedenler mi yatmaktadır? Bu antlaşma için Amerika’nın milyarlarca dolar vaâd etmesi, görüşmeler konusundaki ısrarı ve girişimlerinin iç yüzü nedir?

Bu gibi soruların cevabını bulabilmek için mutlaka geçmişi irdelemek gereklidir. Bilindiği gibi İsrail Lübnan’dan aniden çekilmiş, çekildiği bölgelere Lübnan Hizbullah Örgütü yerleşmişti. İngiltere desteğinde düzenlenen Oslo görüşmelerinde İsrail’in Amerika’nın istemediği neticelere ulaşması ve bu görüşmenin Amerika’nın dışlanarak gerçekleştirilmesi gerginliği oluşturmuştur. Yaşanan bu süreç içersinde ki gelişmeler Amerika’nın baskıcı üslubunun altında yatan asıl gerçeğini net olarak yansıtmaktadır. Amerika’nın asıl hedefi, yıllardır düşünü kurduğu İsrail işgali altında bulunan Golan Tepelerini elde etmektir. İngiltere’yi Ortadoğu’ dan söküp atabilmek, tüm bölgeyi denetimi altına almak, bölgede etkinlik yarışında somut neticelere ulaşabilmek için stratejik bir bölge olan Golan, Amerika açısından büyük önem taşımaktadır.

Filistin-İsrail görüşmeleri ise, medyaya verilen demeçlerden ve bölgede ki gerilimden de anlaşılacağı üzere İsrail’e tanınan son şans niteliğini taşımaktadır. İsrail’le yapılan görüşmelerde de telaffuz edildiği gibi barış görüşmelerinde İsrail’den 1967 sınırlarına çekilmesi istenmekte. İsrail çekilme taahhüdünde bulunmasına rağmen bu çekilme halen gerçekleşmemiş hatta İsrail çekilmemek için sürekli oyalama taktikleri kullanmıştır. Çekilmeye İsrail’deki bütün partiler karşı çıkmakla beraber halkı da bu yönde kanalize etmektedirler. İsrail’in bütün bu çekilmez tavırları Amerika için bölgede gerginlik çıkarmaya yetecek zemini oluşturmakta, bölgede yeni senaryolar türetilmektedir. Bu bağlamda Ortadoğu’da şu gelişmeler yaşanmaktadır.

1-Güney Lübnan’da İsrail’in terk ettiği bölgeye yerleşen Hizbullah militanlarının İsrail sınır güvenlik birimlerine tacizde bulunmaları. Bu bölgeye İsrail BM. askerlerinin yerleştirilmesini istediği halde bu işlemin halen gerçekleşmemiş olması.

2-Suriye’nin İsrail’e karşı savaş girişimlerinde bulunması. Ki; şu an bu faktör Esad’ın ölümü ve Türkiye’den gelen tehditle yatışmış gibi gözükse de Amerika’nın elinde halen bir koz olarak bulunmaktadır.

3-İran’ın uzun menzilli nükleer başlık taşıyabilen uzun menzilli füze denemelerinde bulunması. İran’ın bu denemeleri karşısında paniğe kapılan İsrail, halkını yöneticileri vasıtasıyla sakinleştirmeye çalışılmaktadır.

Golan’ın yolunu açması için girişilen bu teşebbüsler karşısında İsrail zorunlu olarak Camp David’e katılma kararı aldı. Bu bağlamda II. Camp David’teki görüşmelere ve tarafların isteklerine değinmek istiyoruz.

Amerika’nın istemleri ve önerileri:

1-Filistin-İsrail barış görüşmelerinde ABD’nin psikolojik baskı uygulaması:

Bill Clinton haftalık haber dergisi Newsweek’e şunları söyledi: “Sorunun ertelenmesi artık seçenek değil.”

“İsrail ve Filistin taraflarının zirvede ilerleme sağlayamaması halinde, bölgede düşmanca duyguların şiddetinin artacağı...”

“Bu sorun ya barışa yada kargaşaya doğru ilerletecek. İkisinin ortası mümkün değil.”

“Zirvede sonuç alınamaması halinde Ortadoğu’nun yeniden şiddetli çatışma ortamına dönebileceği.”

“Başarı artık iki liderin alacağı karara bağlı. Ancak bu zirve için çaba göstermemenin başarısızlığa yol açacağı çok açık.” uyarısında bulundu. Bu tehditlerden anlaşılan o ki; İsrail bu görüşmelerde Amerika’ya olumlu yanıt vermemesi halinde Amerika İsrail’i devreden çıkaracaktır. Bunu bir basın toplantısında Clinton yarı ciddi bir şekilde şöyle izah etti: “ İçimden elime kalemi alıp bölgenin haritasını yeniden çizmek geçiyor...”

2-Amerikanın hedefleri ve önerileri:

a-Bill Clinton’un Ortadoğu’ya barışı getiren başkan olarak tarihe geçme isteği.

b-Bu görüşmelerde bir sonuca varılarak seçimlerden önce Demokrat parti adayı ve şimdiki ABD Başkan Yardımcısı Al Gore’un yeni yönetim için önünü açmak.

c-Tıkanan Golan Tepeleri görüşmelerinin önünü açacak gerekli zemini sağlamak için İsrail’in yumuşatılması.

d-Filistin Özerk Yönetiminin devlet statüsüne kavuşturulması.

e-1967 de yapılan 6 günlük savaşta işgal edilen yerlerin geri iadesi.

f-Ekonomik darboğazda olan İsrail’i para karşılığı satın almak. Bu konuda Amerika’da yayınlanan Te Washington Post’ta çıkan bir haberde; Clinton yönetiminin milyarlarca dolar yardım vaadinde bulunduğunu yazdı. (Yaklaşık olarak bu miktarın 150 Milyar Dolar olduğundan bahsediliyor.) Bu paranın Avrupa Birliği, Japonya ve Suudi Arabistan’dan temin edilmesi planlanıyor.

Bu meblağın; çizilecek yeni sınırlar dolayısıyla İsrail’in uğrayacağı zararlar ve savunmasında ihtiyaç duyacağı gerekli yeniliklerin sağlanması, kurulması planlanan Filistin Devleti’nin alt yapısı, su projeleri, kalkınma yardımı ve ekonomik yardım ve 1948 de evlerini kaybedip mülteci konumuna düşen Filistinlilere kullanılması amaçlanmaktadır.

İsrail’in barış görüşmelerindeki tavrı ve beklentileri:

 

İsrail barış görüşmelerine katılma kararı almasının ardından içerideki kriz daha yüksek boyutlara ulaştı. Hükümet krizi, halkın sokağa dökülmesi, protestolar, tehditler ve Ehud Barak’ın verdiği demeçlerle tansiyon yükseltildi.

İsrail savunma bakanı yardımcısı Efraim Sneh bu görüşmeler hakkında “Şiddete, hatta korkunç bir krize yol açabileceğini, her türlü diyaloğun kesilebileceğini.”söyledi. Tel Aviv caddeleri İsrail halkı ve katılımcı partilerle beraber tek bir ağızdan şu sloganlarla çalkalandı: “Toprağımızı savaşmadan vermeyiz.”, “Çoğunluk biziz.”, “İsrail satılamaz.”, “Barış yok! Araplar hala bizi denize dökmek istiyorlar.” Burak’ta verdiği demeçlerde; “Görüşmeler konusunda kötümserim.” ifadesini kullandı. Hollanda’dan yayın yapan NCRV 1 televizyonuyla mülakatta bulunan İsrailli bir bakan; “Filistin Devletinin kurulması gelinen noktada kaçınılmaz görünüyor. Kudüs meselesinin çözülmesi Oslo görüşmelerinin devamını getirecek, bu ise Golan Tepeleri meselesinin önünü açacaktır.”dedi.

İsrail artık bölgede bağımsız siyaset yürütme planları yapıyor. Buna binaen bölgede Amerikanın kendisini bir maşa gibi kullanmasına artık tahammül edemediğini üstü kapalıda olsa izah etmeye çalışıyor. Bütün dünyaya meydan okuyan tavırlarının altında siyasi güç olarak bölgede tek başına hegemonya kurma planları yatmaktadır.

Gözüken o ki; Ehud Barak baskı sonucu sürdürmek zorunda kaldığı bu görüşmelerden az zarar- çok kârla çıkma peşinde. Bu aşamada İsrail iki ana esası kendisine ölçü alarak görüşme masasına oturmuştur.

1- Dini argümanları ön plana çıkartmak,

2- Ekonomik, siyasi, savunma hususlarında güvence ve yüksek miktarda mali yardım kopartmak.

Bu iki esası görüşmelerde kendisine ölçü alan İsrail şu önerilerde bulunmaktadır:

1- 5 Haziran 1967 öncesi sınırlara dönüşe hayır,

2- Kudüs’ün bölünmesine hayır,

3- Kudüs’ün İsrail’in başkenti olarak kabul edilmesi,

4- Yahudi yerleşim merkezlerinin kaldırılmasına hayır,

5- Kurulacak Filistin Devletinin tamamen silahtan arındırılması, Filistin’de İsrail ordusunun dışında bir ordu veya güç oluşumuna hayır,

6- Doğu Kudüs’e geliştirilmiş otonomi verilmesi,

7- Mescid-ül Aksa açılacak bir koridorla Filistin egemenliğine bırakılması,

8- Eğitim ve belediye hizmetleri konusunda Filistinlilere büyük ölçüde özerklik taşıyan formül,

9- Kudüs çevresinde 3 yahudi yerleşim merkezinin kurulması ve İsrail kontrolünde kalması, Filistinlilerin Kudüs’te yaşadığı üç bölge Filistin yönetimine bırakılması,

10- Mülteciler sorunu BM bünyesinde kurulacak yeni bir organizasyona verilmesi, komisyon “aile birleşmesi programı ve bunların mali sorunları” ile ilgilenecek, Filistinli mültecilerin “geri dönüş hakkı” kabul edilmeyecek,

11- 1948 de yerlerinden olan Filistinli mülteciler ve Arap ülkelerinden atılan yahudiler için tazminat talebinde bulunulacak,

12- İsrail’in su ihtiyacını karşılayan su kaynaklarının bulunduğu Samarya Dağları’nın geri iade edilmemesi ve bu bölgenin “kırmızı hat”ilan edilip etrafının çevrilmesi,

13- Değişecek sınırlar nedeniyle yeni askeri konuşlandırmaların alt yapı masraflarının fazlasıyla karşılanması, (ki; sadece bu iş için en az 15 milyar dolardan bahsediliyor.)

14- Filistin ve Ürdün Vadisi’nden gelecek olan herhangi bir saldırıya karşı savunma kapasitesinin artırılması, bunun için gerekli olan askeri yardım, eski silahların modernizesi, “Akıllı Silah” olarak adlandırılan Amerikan Apache helikopterleri ile konvansiyonel bombaları akıllı bombaya çevirecek sistemin verilmesi konularını içermektedir.

Filistin Özerk Yönetiminin istemleri:

Filistin tarafının görüşmelerde kendilerine sunulacakları tasdik etmekten başka belirli bir amaç taşıdıkları söylenemez. Bu görüşmelerde formalite icabı bulunulmaktadır. Görüşme her ne kadar Filistin-İsrail görüşmeleri olarak adlandırılsa da asıl çekişme Amerika ve İsrail arasındadır. Amerika bu bağlamda Filistin kozunu kullanarak hedeflerine ulaşmak istemektedir. Filistin kanadındaki bütün gelişmeler Amerika’nın planladığı şekilde cereyan etmektedir. Bilindiği gibi Filistin İslam’i Direniş Hareketi (Hamas) daha önce silah bırakmış, mücadelesine siyasi yolla devam edeceğini açıklamıştı. Fakat bu görüşmeler esnasında Hamas yeniden silahlı eylemlere girişeceğini açılayarak taraftarlarını ellerinde silahlarla sokaklara dökerek protesto gösterilerinde bulundu. Filistin İslam’i Hareketi Hamasın lideri Şeyh Ahmed Yasin basına şu açıklamaları yaptı: “Filistin için komplo, zirveyi terk et, İsrail’e karşı direniş ve cihada katıl.” Bir Filistin üst düzey yetkilisi; “Şiddet çıkmasını planlamıyoruz ve şiddet istemiyoruz.”dedi. Arafat; “Bu fırsattan yararlanma” çağrısında bulundu.

Filistin’in görüşmelere hukuki çerçeveden yaklaşarak İsrail’in BM kararlarına uygun hareket etmesi yolunda girişimlerde bulunmayı amaçladığı gözlemlenmekte. İsteklerini ise şu şekilde sıralayabiliriz:

1- Filistin Özerk Yönetiminin devlet olarak tanınması,

2- Doğu Kudüs’ün kendilerine verilmesi ve kurulacak olan Filistin Devletinin başkenti ilan edilmesi,

3- Filistinli göçmenlerin sorunlarının çözülmesi,

4- Kudüs’ün ortasındaki surlarla çevrili eski kentin ve Mescid-ül Aksa’yı da içeren Müslüman ve Hıristiyan bölgelerinin kontrolünü elde etmek,

5- Eski kentin 3 kapısının İsrail’e bırakılması ve 3 yahudi yerleşim alanının yahudilerin kontrolüne terki,

6- Yerleşimciler konusunda toprak değişimine karşı çıkılmaması, mülteciler için yardım talebi gibi konuları içermektedir.

Bu görüşmelerden ısrarla bir sonuç alınmasını isteyen Amerikan başkanı Bill Clinton başkanlık sürecince kendisini en çok zorlayan bir görüşme olduğunu şu sözlerle ifade etti: “Tanrım çok zor. Bugüne kadar uğraştığım hiç bir şey gibi değil...”

Sonuç:

Bu gelişmeler gösteriyor ki; Müslümanların boynuna yeni bir zillet halkası geçirilmek isteniyor. 5 Eylül 1978 ‘de Sedat ve Menahem Begin Jimmy Carter eşliğinde I. Camp David antlaşmasını gerçekleştirmiş, bu antlaşmayla İsrail bölgede meşrutiyetini onaylatmış ve Müslümanlar açısından hezimet olan ağır şartlar kabullenilmişti. Yine aynı mekanda I. Camp David antlaşmasını eleştiri topuna tutan Arafat’ın da katıldığı II. Camp David antlaşması gerçekleştirilmek istenmektedir. Yahudiler ve sömürgeci Amerika Müslümanların mallarını paylaşmayı, daracık sınırlar içerisinde onları hapsetmeyi planlıyorlar. I. Camp David’in izleri tazeliğini halen ümmet üzerinde korurken II. bir alçaltma ve zillet reva görülmektedir. Evet... Bu büyük bir zillettir. Çünkü; kafirlerin ve pis yahudilerin otoritesini onamaktır, işgalci yahudilere boyun bükmektir, Ortadoğu’nun kapısını tamamen sömürgecilere açmaktır, Müslümanların gururlarıyla oynamaktır ve de Müslümanların İlk kıblesi olan Mescid-ül Aksa’nın bulunduğu Kudüs’ün yahudilere peşkeş çekilmesidir.

Müslümanların başlarındaki yöneticiler, kafirlerin hipnotizması altında hareket eden birer kukladırlar. Onlara boyun büken, istedikleri gibi hareket eden Arafat gibi hainler Müslümanlar lehine hiçbir şey elde edemez ve de böylesi bir girişimde dahi bulunamazlar. Onlar ancak bu dünyada koltuklarında rahat edebilmek için kendilerine verilen rolü oynayarak ümmeti ve varlıklarını kafirlerin hizmetine sunmak için yarışırlar. Müslümanlar bu gibi hain yöneticilere itaat ettikleri müddetçe devamlı kaybedenlerden olacaklar, istedikleri gelişmeyi elde edemeyeceklerdir.

Müslümanlar, Amerika ve diğer kafirlerin önlerine koymuş oldukları antlaşmaları şiddetle reddetmeleri gerekir. Çünkü kendilerini koruyacak ve kafirlere karşı savunacak ne bir devletleri nede İslam’i bir zihniyete sahip idarecileri vardır. Resulullah (sav) şöyle buyurdu:

“Muhakkak ki imam (halife) kalkandır. Onunla savaşılır ve korunulur.” (Müslim)

Müslümanların tekrar İslam Devleti Raşidi Hilafeti kurana kadar kafirlerle hiç bir antlaşmaya oturmaları doğru değildir. Şu ana kadar yapılan bütün antlaşmaların Müslümanlara zilletten başka hiç bir şey sağlamamıştır. Zira tarihte olan bütün antlaşmalar buna açık birer delildir. Müslümanlara düşen bu görüşmelere var güçleriyle karşı çıkarak, başlarındaki hain yöneticileri bertaraf edip Yahudi ve kafirleri İslam beldelerinden söküp atarak en kısa zamanda Hilafeti ilan etmeleridir.