İSLAM'DA İKTİSAT NİZAMI

 

MALDA TASARRUF KEYFİYETİ

Tasarruf Hakkı

 Mülkiyet, ayn veya menfaat ile takdir edilmiş şer'î bir hüküm şeklinde tanımlanmıştı. Bu, hükmün kendisine izafe edilen kimseye bir şeyden yararlanabilme ve ondan karşılık alabilme imkanının verilmesini gerekli kılar. Buna binaen mülkiyet, ayn veya menfaat ile takdir edilmiş şer'î bir hüküm olmaktadır. Yani Şari‘in iznidir. Tasarruf ise, bu şer'î hükme bağlı olan husustur. Yani Şari‘in izniyle mülkiyet hakkına sahip olan kimseye bir şeyden yararlanmak veya ondan karşılık alma imkânının sağlanmasıdır. Bu nedenle mülkiyette tasarruf, Şari‘in izniyle kayıtlıdır. Çünkü mülkiyet, yararlanmak ile ilgili Şari‘in iznidir. Tasarruf ise, maldan yararlanmaktır. Mal Allah'ın olunca, Allah malda tasarruf yetkisini kendi izniyle kullara vermiştir. Ferdin mala sahip olması maldan yararlanması, onu çoğaltması için yerine getirdiği bir vazifeye benzemektedir. Çünkü fert, yararlanmak için mal sahibi olur. Birey, maldan faydalanmada şer'i çerçeve ile kayıtlıdır. Malın mülkiyetine sahip olsa da sınırsız bir tasarruf hakkına sahip değildir. Nitekim kişi maldan yararlanırken şer'î olmayan savurganlık ve dağınıklıkla tasarrufta bulunsa, devletin ona engel olması onu bu tasarruftan men etmesi ve ona verilmiş olan yetkiyi ondan alması gerekir. Buna göre, ayn ve fayda olarak tasarrufta bulunmaktan kasıt, mülkiyette tasarrufta bulunmak demektir. Mülk edinilen maldaki tasarruf hakkı; mülkü çoğaltma ve geliştirme hakkına ve çeşitli meşru sahalarda harcama hakkını da kapsamaktadır.

 Mülkü Geliştirmek

Malın çoğaltılma ve geliştirilmesi, onun üretimi için kullanılan üslup ve vesilelere bağlıdır. Fakat malın mülkiyetinin çoğaltılması ise; ferdin kendisi ile bu mülkiyetin artmasını sağladığı keyfiyetle ilgilidir. Bunun için iktisadî nizam, malın çoğaltılmasına müdahale etmez. Ancak mülkün çoğaltılmasına müdahale eder. İslâm, malın çoğaltılmasına müdahale etmeyerek bu sahayı insana bırakmıştır. İnsan, malın çoğaltılmasını sağlayan üslup ve vesilelerle malı çoğaltır, geliştirir. İslâm, bu malın mülkiyetinin geliştirilmesine müdahale etmiş ve ona ait hükümleri beyan etmiştir. Bundan dolayı mülkün geliştirilmesi Şari‘in koyduğu sınırlar ile mukayyettir ve bu sınırı geçmek caiz olmaz. Şari‘, kendisi ile mülkiyetin geliştirilmesini sağlayan hususları genel hatları ile belirtmiş, tafsilatını ise vakıayı anlama kapasitelerinde müctehidlerin içtihadına terk etmiştir. Ayrıca Şari‘, yasakladığı ve haram kıldığı belirli keyfiyetler hakkında gerekli nasslar koymuştur. İçerisinde mülkün çoğaltılıp geliştirildiği akit ve muamelelerle ilgili hükümleri beyan etmiştir. Kişinin birtakım yollarla mülkünü çoğaltılmasını yasaklamıştır.

Dünya hayatı içerisinde mevcut mallara bakan bir kimse, inceleme neticesinde bunların şu üç hususta toplandığını görür :

a- Yer (arazi),

b- Eşyanın mübadelesinden elde edilen ürün,

c- Eşyaların bulunduğu halden bir başka dönüştürülmesi neticesinde elde edilen ürün.

Buna göre insanın mal sahibi olabilmesi ve geliştirmesi için gayret sarfettiği alanlar; ziraat, ticaret ve sanayi alanlarında toplanmaktadır. Bu nedenle bireyin malını artırdığı tarzların neler olduğu ekonomik sistemin konusunu oluşturması kaçınılmazdır. Tarım, ticaret ve sanayi ile ilgili hükümler, malın üretimi için bireyin kullandığı araçlar ve uslûplardır.

Şeriat, toprak ve toprakla ilgili hükümleri açıklarken tarımla ilgili hükümleri de açıklamıştır. Alış-veriş ve şirketleri ilgilendiren hükümleri belirtirken ticaretle ilgili hükümleri belirtmiştir. Ücretli ve üretim ile ilgili hükümleri açıklarken sanayi ile ilgili hükümleri de açıklamıştır. Zira Sanayide üretilen şeyler ticaret sahasına girer. Bunun için mülkiyeti çoğaltmak, şeriatın bildirdiği hükümlerle sınırlıdır. Bu hükümler ise şu konuları kapsamaktadır:

1- Arazi ve arazi ile ilgili hükümler

2- Alış-veriş şirketler ve bunlarla ilgili hükümler.

3- Ücretli ve üretim, imalatla ilgili hükümler. 

 

Takiyyuddin En-Nebhani